1.02.2016

Şans şans şans...

Şans her zaman vardır. Bazen tesadüf deriz...
İyi şans, kötü şans... İyi yada kötü, şans şanstır. 


Önemli olan sizin bu şansı nasıl değerlendirdiğiniz değil mi?
Kötü şansı, kötü tesadüfleri bile kendi lehinize çevirebilirsiniz.
Nasıl mı olacak ? Çok basit. Pozitif olacaksınız, olumlu yaklaşacaksınız.
Bunu bir deneyin :)

Onları bırakmayın...

Bırakmamamız lazım. Kimisine sıkı sıkı sarılmak... İçten içe gitme demek. Sevgiliden bahsetmiyorum. Gidiyor onlarda gidiyor... Dost lardan bahsediyorum. Dost dediğin kötü günde belli olur. Aramaz aramaz kötü anında birden belirirler. Sezer onlar sezgileri yüksektir. Tuhaf bir elektrik vardır aranızda.

Küçükken güzeldi, annemize babamıza sarılır ağlardık. Büyüyünce olmuyor değil mi? Büyüyünce bu dostlar lazım işte insana. her ne olursa olsun sarılacak, omuzuna kafanı koyup ağlayacak insanlar....

Yapmak ister, bir şeyler yapmak ister... Çözüm üretmek, seni o dertten kurtarmak. Düştüğünde kaldırmak ister. Hastalandığında sormadan gelirler. Bilirler onlar, sorarlarsa gelme diyeceğini bilirler.

Benim var. Alkollü direksiyon başına geçtiğimde, çok yorgun yola çıktığımda, "Sen eve girmeden uyumayacağım" diyen arkadaşlarım var. Kapıyı açıp beni karşısında görünce daha hiç bir şey söylemeden "Bir sorun var belli, gel içeriye." diyen... Kapıyı açar açmaz gözlerinin içine bakıp hemen sarılan insanlar... Bunlardan bulun kendinize.

Bırakmayın ses tonunuzdan, bir bakışınızdan, duruşunuzdan bir sorun olduğunu anlayanları.

Tartışırsınız onlarla, kavga edersiniz. Ne olursa olsun bilirsin sen onun içinin ne kadar iyi olduğunu, bilmen lazım kızıyorsa sana değer verdiğinden, zarar görmeni istemediğinden kızdığını. Söyler onlar yaptığının yanlış olduğunu. Olduğu gibi pat diye söylerler, patavatsız derler ona, şaşırırlar samimiyetinizi görünce. Onların yoktur çünkü. Onlara saçma gelir.

Siz bilin onların değerini. Onlar aramaz sormaz bir anda çıkarlar, en zor anınızda.

He gene onlar... Karşılık beklemeden sizin için bir şeyler yapan onları kırarsanız, yakarlar tüm limanları.
Sanmayın ki bitti onun için. Öyle değil. Zor anınızda gene sezer onlar bir şeylerin ters gittiğini ama gelmezler. Bu sefer değil. Bu sefer olmaz. Kalırsınız öylece ortada.

Yaparsın, tutar ararsın. Bilirsin içi iyi onun ama kırdın sen onu. İşin düşünce ararsın. Bu sefer değil der sana. Artık olmaz der. Kırdın sen... Kırıkları onarma dan yardım istiyorsun. Yaptığın içindeki nefreti körüklemekten başka bir şeye yaramaz.

1.01.2016

Nasıl oluyor bu ?

Doğa üstü güçlerimiz mi var ? Pisişik güçler dediklerinden hani.

Bir an düşünün. Aklınıza birisi geliyor. Arıyorsunuz telefon meşgul. Tekrar arıyorsunuz gene meşgul. Birisiyle görüşmüyor ama telefonu meşgul çalıyor. 2-3 denemeden sonra aramayı bırakıyorsunuz yada karşı taraf bırakıyor. Telefon açılınca samimiyete dayanarak "Neden meşgul senin telefonun ? Ne haltlar karıştırıyorsun acaba ?" diyorsun. Aynı şeyi sana karşı taraf söylüyor. 3 dür arıyorum meşgul çalıyor. Nasıl ya ? Şaka mı ?  Hayır değil ! Korkutucu bir durdum.

Yada başka bir durum...

Başka bir ile gidiyorsunuz oradaki arkadaşınızı arıyorsunuz. "Selam ben geldim müsaitsen bir şeyler yapalım" diyorsunuz. "Çok yoruldum bu gün, yarın yapsak olur mu?" yanıtını alıyorsunuz. "Hayır bu gün hemen şimdi !" diyecek haliniz yok :) "Tamam o zaman bende parka yürüyüşe çıkayım" diyorum. Hemen ardından bomba geliyor. "Şaka mı ?" "Neden ?" diyorsun. "Bu ilde yaşayan benim. O parka en son 4 ay önce gitmişimdir. 2 dakika önce parka gitmeyi düşünmüştüm" yanıtını alıyorsunuz. Nasıl olur bu ??? Açıklasın birisi

Farklı bir durum daha...
Whatsapp ı bilmeyenimiz yok artık... Birisine yazmak için giriyorsunuz ve yukarıda "yazıyor" ibaresini görüyorsunuz. Şakamı lan ? Bide şöyle bir konuşma var... 


Ruh ikizimi ? Aynı anda, aynı kafa. Nasıl bir frekans lan bu ?

Korkun...

Korkun bazısından... Korkun kırmaktan, incitmekten.

Zamanında çok incinmiş ama, sizi incitmekten çekinenler den korkun. 
İncinen bilir, incitmenin ne kadar kötü olduğunu, kırılan bilir kırmanın nasıl kötü olduğunu.
İstemeden kırdığı zaman elinden geleni yapanlardan korkun.
Bilin kırdığınız yerden kırılacağınız. Bilin incittiğiniz yerden incineceğinizi.

Gemileri değil, limanları yakanlardan korkun.
Gemileri yakanlara başka gemiyle ulaşırsın da.... Liman yakanları napacaksın ? Hangi limana yanaşacaksın ? Gözü kara olanlardan bahsediyorum. Sizin için ailesi dahil herkesi karşısına almaya hazır olanlardan bahsediyorum. Bir anda, tek kalemde yakar tüm limanları... Şaşırıp kalırsınız.

Gururunu sizin için hiçe sayanlardan korkun.

Yada korkmayın... 

Yine onlardır sahibi olan kişiye ilişmeyen, yine onlardır rahatsızlık vermemek için yer, mekan, yol değiştirenler. Yine onlardır, kendinden çok karşısındakini düşünen...

Bir kalem belirsin zihninizde ve büyük bir dünya çizin kendinize. Küçük hesaplarla uğraşmayın. Küçük hesapların adamı olmayın.

Kişiliğiniz, sınırlarınız, karakteriniz olsun.

Kimleri, kim için....

Lan şu hayatta, kimleri kimlere tercih etmedik ki ?
Kimler için kimleri üzmedik ?


Değer mi ? Bence değmez. Kişilik meselesi tabi ki.


Çok gözlem yapıp, çok insan tanıyan az çok olacakları önceden tahmin eder. Hele ki sezgileri yüksek birisiyse.


Bazen oturup izlemen gerekir... Sadece izlemek. Olacakları bilerek kılını kıpırdatmadan beklemek. Yapılacak, yaşanacak çok şey vardır. Ama beklemeye alırsınız planlarınızı. Bakalım hak ediyor mu ?


Kimisi açık açık söyler, yapacaklarımın sınırı yok, sınırı sen koy. İşte bakalım hak ediyor mu? Sizin sınır tanımaz bu yaşantınızı hak ediyor mu? Siz onun için canınızı vermeye hazırsınızdır ama bakalım o bunu hak ediyor mu?


 Merak ediyor insan bakalım ne olacak, Nasıl bir yol izleyecek. Beni dünyalara değişseydinde insanlara değişmeseydin dedikleriniz nasıl bir tavır sergileyecek. Tıpış tıpış arkasına bakmadan gidecek mi ? Yoksa bu kalbe köpekler giremez diyenler, kendi tükürdüklerini yalayacak mı ? 


Tam bu esnada tanıyorsun karşındakini. Dediğim dedik mi ? Tükürdüğünü yalayan birisimi ?


Demiş ya Can YÜCEL hocam ; "Kaliteli kadına sahip çıkılmaz ; O kime ve nereye ait olduğunu bilir" diye. Aynen öyle.


Giden geri gelse de, vakti zamanında saçının teline zarar gelince hop oturup hop kalktığın o kişi... Geri geldiğinde gene bu etkiyi yaratır mı? Olmaz. Çok çabalaması gerekir. Çabalasa bile boşunadır bazen. Garantisi yok.


Tabi giden de bilir, bilmez değil... Aklında hep yankılanır "AFFETME !". Beyninde oluşur bazen o sözcükler. "Affetme ! Kıran bir daha kıracaktır. Üzen bir daha üzecektir. Aldatan bir daha aldatacaktır. Affetme."

Diğer taraftan affetmek büyüklüktür. Ama neyi, neden, kimi, niçin?


Kötümü sonuçlandı ?

Yooo hayır sakın üzülmeyin. Aksine sevinin. Yavaş yavaş tanıyacağım dediğin kişiyi bir çırpıda tanımış oldunuz. Hakkında yazılmış bir roman okusan bu kadar çabuk tanıyamazsın.


En gülünç tarafı da şu ki, benzer bir durumu bilip "KARAKTERSİZMİŞ" diyen birinin, "KARAKTERSİZMİŞ" dediği kişiyle aynı tavrı sergilemesi :) Buda o kişinin bende aynıyım deme şeklidir. Bir farkım yok deme şeklidir.

He şimdi ne olacak. Çivi çiviyi söker derler ya aynen öyle. Hatta bu söz tamda bu olay için söylenmiş gibi. 

Biz olmaya çalıştığın kişi gidince, bir çok kişiyle bizmişiz gibi hissettirsin. Onun aklına halen zaman zaman başkası gelirken, nasılsa sarılıp, elini tutabiliyor sa bazıları, sende aynı şekilde bir başkasının elini tutup, sonra koşa koşa başkasının elini tutarsın.

 Sonra yeri gelir hikayenden bahsedersin.. Çok kısa spoiler verirsin. Hepsini anlatsan, anlattığın kişi günlerce küfür eder bilirsin. Sonra bırakın... Bir başkası hakkında karaktersiz diyen kişiler, karaktersiz konumuna düşsün. Yanınızda olanlarla bağınızı sıkılaştırın siz...


12.30.2015

Belki yarın

Düşerseniz korkun, Korkun düştüğünüzde bir el tutarsa elinizden.
Gittiğiniz her şehir katlansın peşinizden götürdüklerinize.
Bu günde ölmedim dediysek de.. Belki yarın.....


Her kırıldığımız da değişiriz biraz daha...